|
|
|
♥Sevgi Nedir? |
|
Sevgi
Hakkında
|
Kişi sevdiğiyle olmak ister!.
Sevdiğinin hâliyle hâllenir…
Sevgisi kadar, onunla yaşar!.
Sevginin ne olduğunu tam olarak
bilemediğimiz için, çoğunlukla,
“beğeni” ile “sevgi”yi birbirine
karıştırırız.
“Beğeni” yanında “sahip olma”
arzusuyla açığa çıkar!.Bir
nesneden hoşlandığında, beğendiğin
şeye sahip olmak ve üzerinde
tasarruf edebilmek arzusuyla
yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok
yaygın bir duygudur!. Kimi,
beğendiğini cebine sokar; kimi
beğendiğine tasma takıp yanında
taşıyarak onunla hava atmak ister;
kimi yakalayıp inine sürükler… Her
mahlûk yaradılış fıtratına göre,
beğendiği üzerinde tasarruf etmek
ister.
“Sevmek” ise bundan çok farklıdır…
Sevince, yalnızca sevdiğin için
yaşamak istersin!. Yalnızca
yanında olmak, yalnızca onun
olmak, yalnızca onun zevk
aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden
kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine
sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu
ki, her şey sana, onu hatırlatır;
yanında iken bile onun içinde
olmak istersin!… Yakınlık bile
uzak gelir sana!… Sen kaybolursun,
sende; sevdiğin kalır yalnızca,
beyninde!.. Onun bakışıyla bakar,
onun değerlendirmesiyle
değerlendirir, onun diliyle
konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan
başkasını görmez, kulağın ondan
başkasını duymaz, elin ondan
başkasına uzanmaz olur!.
Her
an sana sahip olmasını;
varlığının, tasarrufunun her an
üzerinde olmasını, her an seni
kucaklamasını istersin!… Bedensel
yakınlık bile, korkunç uzaklık
gibi gelir sana; ve onunla tek bir
beden, tek bir ruh, tek bir şuur
olmayı dilersin!.
Sevgi, fıtratın müsait ise,
sevdiğinde yok edesiye yakar seni;
ve gün gelir kaşında-gözünde,
yüzünde-dilinde sevdiğini görürler
de, “sen o olmuşun” derler!
Beğenen sahip olmak ister…
Seven ise sevdiğinde yok olur;
feda eder her şeyi sevdiği
uğruna!.
Bazılarının da sevgi kokusu
sürülür üstüne; “aşığım” sanır!.
Ama sevdiği uğruna, fedakarlık
etmeye gelince sıra, o koku
siliniverir üzerinden “kopamama”
sabunuyla!. Parasından kopamaz…
Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından
kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın
güzelliklerinden kopamaz…
“Etraf”tan kopamaz!. Derken
kusurlar belirmeye başlar
sevdiğini sandığının üzerinde…
Eksiklikler görmeye başlar,
yetersizlikler görmeye başlar…
Bunlar önce acıma duygusuna
dönüştürür sevgisini; uzaktan
acıyarak seyretmeye başlar… Sonra
tatlı bir anıya dönüşür, sevgi
sandığı duyguları!. Bu tecrübe
gösterir ki, onun fıtratında sevgi
programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi
sanmıştır!..
Uzaklaşma ondan gelmemiş de,
karşısındakinden gelmişse, bu defa
“nefret”e döner “beğeni”; ondan
intikam alma duygusu gelişir
içinde; ve vicdanla intikam
dalgaları arasında bir o yana bir
bu yana sürüklenir durur;
terkedilmişliğin, uzaklaşmanın,
layık olmadığını yaşamanın sanısı
içinde!..
Oysa yalnızca, fıtratında olmayan
gerçek sevginin sonuçlarını
yaşamaktadır!. Cüzdanı için,
güzelliği-yakışıklılığı için,
kendisine hoş gelen huyları için,
mevkii-koltuğu için, ilmi için
beğenmiştir; sevdiğini sanmış;
sahip olamayınca da arzusuna
erişememenin düş kırıklığı içinde
kopmuş; yalnızca çıkarları
doğrultusunda yaşamayı tercih
etmiştir…
Seven ise göze almıştır kopmayı…
Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan
nişandan, dosttan akrabadan uzak
kalmayı…
Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu
sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi
yaşamak istediği için yaratmıştır
onu Yaratan… O yüzden kopar
anadan-babadan; dünyadan paradan!
Seven, karşılıksız sever!…
Beğenen karşılığını ister!.
Benim istediğim gibi yaşarsan seni
boğarım sahip olduklarıma, der
beğenen!.. Onun zaten fıtratında
yoktur sevgi, bilmez aşkın ne
olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa,
odur tüm meşgalesi… Karınca gibi
çalışır; maymun gibi çiftleşir;
aslan gibi yavrularına sahip
çıkar… Ama pervane gibi sevemez!.
atamaz kendini ateşe!.
Sevgi sonunda yanmayı getirir!..
Beğeni ise sonunda kaçmayı!.
Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre,
“sevgi” delilikten bir türdür!..
Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna,
etraf ne derse desin deyip, her
şarta katlanmayı! Ve “delillik bu”
derler…
Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen
ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl,
bazen bir kaç ay!..
Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez,
tükenmez, bazen durulur, bazen
coşar ama hiç gerilemez!.
Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü
göstermesinden gelir sevgi
insana!.. Bazen de özünden
gösterir yüzünü O!… O zaman onlar
için derler ki, “Allah”a aşık
oldu!..
“Kendine seçtikleri”dir sevenleri
bir çehreden!… Özünden sevgiyi
yaşayanlardır, “mukarreb”leri!…
Hünerlerini sergilemek için
yaratmıştır herşeyi…
Sevmek için yaratmıştır
sevilenleri!.
Gözlerinde seyretmek için gözleri
olarak yaratmıştır “aşk”ı
yaşattıklarını!..
Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı!.
Bunun aşk olduğunu!..
| | | | | | | |